“CHP bir parti değil, Türk’e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur, bir katliam müessesesidir.”
Bu sözler, üstat Necip Fazıl Kısakürek’e ait.
Yıllar önce söylenmiş bu ifadeler, bugün gelinen noktada CHP’nin içine düştüğü tabloyu tarif eder nitelikte.
Yıl 2026… Yolsuzluk iddiaları, parti içi çekişmeler ve bitmek bilmeyen kavgalarla gündeme gelen bir CHP var karşımızda.
Devlet Bahçeli bir konuşmasında,
“Nefis terbiyesi olmadan dava insanı olmak imkansızdır” diyerek önemli bir noktaya dikkat çekiyor.
Devamında ise şu sözleri ekliyor:
“Çıkarlarının peşine düşenler, tarlası sırtında gezenler, fitneye alet olanlar mertlik taslayamaz, dava adamı olamaz.”
Bu sözler, sadece bir siyasi eleştiri değil; aynı zamanda bugünkü siyasi ortamın özeti gibi.
Ancak aynı Devlet Bahçeli, CHP için şu uyarıyı da yapıyor:
“CHP, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun zedelenmesine müsaade edilmemelidir.”
Bu çelişkili gibi görünen tablo, aslında durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Bugün CHP’de korka korka yapılan ihraçlar konuşuluyor.
İhraç edilenler konuşursa, partinin çok daha büyük krizlerle karşı karşıya kalacağı iddia ediliyor.
Bir yanda “mağduruz” söylemleri, diğer yanda ortaya saçılan iddialar…
Siyasetin dili sertleşirken, partinin iç dengeleri de sarsılıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir ismi harcayan bir siyasi yapının, bugün yaşananlardan ders çıkarıp çıkarmadığı da ayrı bir tartışma konusu.
Hırs, çıkar ilişkileri ve iç çekişmelerin önüne geçilmezse, bu sürecin daha da derinleşeceği açık.
Gürsel Erol neden suskun ?
CHP içinde genel başkana açık şekilde kafa tutabilen nadir isimlerden biri olan
Gürsel Erol,
parti içindeki bu tartışmalar karşısında sessiz kalmayı tercih ediyor.
Elazığ’da AK Parti milletvekillerine yönelik sert eleştiriler yapan Erol’un,
kendi partisindeki krizler karşısında aynı tavrı göstermemesi dikkat çekiyor.
Siyasette tutarlılık, en az cesaret kadar önemli değil mi?
Elazığ’da son dönemde Polat Şaroğlu isminin daha fazla konuşulması da dikkat çekici.
Eğer parti içindeki mevcut yapı değişmezse, seçim sürecinde dengelerin farklı şekillenmesi sürpriz olmayabilir.
AK Parti cephesinde ise dikkat çeken bir başka detay var:
Belediye Başkanı’nın sessizliği.
Bu sessizlik bir strateji mi, yoksa bilinçli bir tercih mi?
Seçmen bunu not ediyor.
Ezcümle
CHP’de yaşanan gelişmeler, sadece bir parti içi mesele olmaktan çıkmış durumda.
Toplumun geniş kesimleri bu süreci yakından izliyor.
Gürsel Erol’dan beklenti ise net:
Parti içi sorunlara dair açık, net ve tutarlı bir duruş.
Belki de şöyle demesi bekleniyor:
İhale ilişkilerinden uzak durun
Kamu görevinde etik sınırları aşmayın Partinin itibarını koruyun.
Peştamallar sağlam bağlansın. CHP Yüzünü ülkeye dönsün milli olsun. Cesareti ile nam yaptığını ileri süren Gürsel Erol partisine güzelleme yapmadan eleştirisini yapmalı.
Hani genel başkana kafa tutan tek mebusdu yaaa.
Eee görelim bi.
Selam, dua ve bayrak ile kalın.



