2025 yılında yaşananları alt alta sıraladığımızda hiçbir şeyin tesadüf olmadığını anladık.
Türkiye'nin güçlenmesi uluslararası sisteme bela gibi görünse de, küresel sistem kendinden olanları tam anlamıyla harekete geçirip Türkiye'nin içine giremedi; hayalleri ve planları elinde patladı.
2025'te dünya kıyamete doğru giderken adeta sıkıştı. Bilek güreşi ise çoktan başladı.
Lakin dünyanın jandarması ABD, kendi çıkarlarını düşündüğü için Erdoğan'ı överek IŞİD belasını bize paslayıp, Türkiye'nin elinde bulundurduğu çok gizli silahın tarifini kendisinden başkasına kaptırmamak için adeta Cumhurbaşkanı Erdoğan'a övgüler yağdırıp yalakalıkta sınır tanımadı.
Başı Çin ile dertte olan ABD, "Suriye'yi Türkiye'ye verdim" diyerek rahatlamaya çalışırken alttan yine SDG ile iş tutmayı ihmal etmedi.
Suriye'de rejim değişikliği sonrası 4500 Esed askerini SDG'ye gönderip Şara'ya karşı eğitim veren ABD, Türk ve Suriye hükümeti ile mutabık gibi görünse de, SDG lideri Mazlum Abdi'ye statü konusunda akıl hocalığı yapmaktan geri kalmadı.
SDG'ye "Pes etmesin" diyerek güç veren ABD ve İsrail, Türkiye'nin istihbarat çalışmaları ile üst aklın bütün oyunlarını boşa çıkardı.
PKK'nın tüm türevlerinin lağvedilmesini isteyen Türkiye, ulusal çıkarlarını gözeterek çok iyi planlamalar yaparak bölgede İsrail'in bütün oyunlarını görüp adeta rest çekmeyi bildi.
Şu an fecaat yaşanan sınırımızda Türk Devleti'nden son çağrı SDG'ye geldi.
ABD'nin terör örgütü olan SDG'ye yeni diploması modeli ile karşılık veren Türkiye, "Bu bölgede bizden habersiz kimse bir şey yapamaz" mesajları vererek, "Gerekirse ordu Kudüs'e dayanır" mesajlarını açık açık vermeye başladı.
Dünyayı yönetenlerden icazet almayan Türkiye, ABD ile anlaşmadan Suriye'ye girip, münhasır deniz anlaşması ve çok sayıda üs kurarak katil İsrail'e "Gazze'de elde edemediğin kadar toprağa biz sahip olduk" diyerek Davut Koridoru'na ulaşmasını engel oldu.
Evet, bunların hiçbirinin tesadüf olmadığını 2025'te gördük.
KATİL APO'NUN TEHDİT DOLU YENİ YIL MESAJLARI...
Bebek katili Ermeni dönmesi olan Abdullah Öcalan, Türkiye Cumhuriyeti'nin "Terörsüz Türkiye" sürecinde hücresinden siyasi mesajların dışında çok net tehdit dili ile bir ültimatom vererek, satır aralarında "Ya bizim halklar temelindeki bölünme projemizi kabul edersiniz ya da yeni bir çatışma dönemine girilir ve bunun sonuçları ağır olur" mesajı vererek devletin kontrollündeki hücreden şantajlarına devam ediyor.
Birileri çıkıp "Biz teslim olmayız, ya istiklal ya ölüm diyen bir milletin evlatlarıyız, sen kimsin" demiyor ve Apo'nun yeni yıl mesajı bu aziz milletin önüne servis ediliyor.
Tamam, "Terörsüz Türkiye" projesine "Evet" ama artık destur! Bu ne cesaret?
Bitmedi... Apo mesajlarını doğrudan devlete meydan okumaya getiriyor ve "Güç bende" mesajına dönüştürüyor. Yani kısacası bu açıklama bir demokrasi mücadelesi değil, milletleri içeriden parçalamak için verilen mücadele mesajı olarak servis yapılıyor.
Bakınız; burada asıl hedef Türk milletinin birliğini yok etmeye yönelik bir açıklama.
Bu mesaj ABD ve İsrail eksenli bir proje kapsamında Türkiye'yi ve tüm Ortadoğu'yu bölmeye yönelik açık bir ilan...
Katil Apo'nun açıklaması sıradan bir açıklama değil. Bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin var oluş kodlarına yönelik planlı bir meydan okuma ve tek millet kavramını ret ediyor; Suriye'de federatif bir devlet kurulma niyetini gösteriyor.
Hayır, böyle bir şımarıklığı Türk Devleti asla kabul etmemeli!
Ezcümle: Bu açıklamalar çatışma zemini hazırlarken, Türk devletine karşı kelimelerle açılmış sembolik savaşın kodlarını iyi okumalıyız. Operasyon masada lakin Apo'nun açıklamaları cidden sıkıntılı.
Benim midem bulandı, sizi bilmem...
Selam, dua ve bayrak ile kalın.




Yüreğine sağlık kardeşim kalemin güçlü olsun mürekkebi hiç bitmesin
Kaleminize sağlık üstad.
Elinize kaleminize yüreginize sağlık olayın özeti bu
Kaleminize yüreğinize sağlık olay bu kadar açık ve aleni
Benim ve sizin düşüncelerinizi yönetenlerimiz mutlaka düşünmüşlerdir gereğini de bana göre yapacaklarına Eminim her türlü desteğe hazırız