Terör örgütü PKK'nın sözde yürütme kurulu üyesi Duran Kalkan'dan, milletimizin hafızasında kanlı bir leke olarak yer eden isim adına skandal bir çağrı yükseldi. Bu çağrı, aynı zamanda terörle mücadele sürecimizin hangi hassas dengeler üzerinde yürüdüğünü ve kimleri ne kadar rahatsız ettiğini gözler önüne seren ibretlik bir belge niteliğinde.
Kalkan, "Dağda hiçbir savaşçıyı Apo'nun özgürlüğü dışında hiç kimse indiremez" diyerek, örgütün tüm sözde politik söylemlerinin arkasındaki gerçek ve değişmez gündeminin ne olduğunu bir kez daha itiraf etti. Daha da çarpıcı olanı, bu itirafı MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye yönelik tehditkâr bir dille yapmasıydı. "Bizi kandıracağını sanıyor" ifadesi, aslında kimin kimin tarafından yönlendirildiğinin ve "tasma"nın ipini kimlerin elinde tuttuğunun göstergesi.
Kıbrıs'ta Kopacak Kuyruk ve Açık Hedef: Bahçeli
Kalkan'ın "Dana'nın kuyruğu Kıbrıs'ta kopacak" şifresi ise meselenin sınırlarımızı aşan boyutunu ortaya koyuyor. PKK/YPG'nin Güney Kıbrıs'ta İsrail ile ortak hareket ettiği artık bir sır değil. Bu ittifak, terör örgütünün bölgesel taşeronluk misyonunun bir parçasıdır. Mossad ve CIA'nın güdümündeki bu yapı, "Terörsüz Türkiye" hedefiyle sadece varlık sebebini kaybetmekle kalmayacak, küresel efendilerinin bölgedeki en kullanışlı kozlarından birini de yitirmiş olacak. İşte bu nedenle asıl hedef, bu sürecin kararlı mimarı Devlet Bahçeli'dir.
Tarihi Misyon ve Ağır Bedel
Sayın Bahçeli, tarihi bir misyon üstlendi. "Önce MHP" demek yerine "Önce Ülkem" diyerek, Türk-Kürt kardeşliğinin yeniden inşası ve Türkiye'nin bölgesindeki gücü için mücadele bayrağını açtı. Eğer bu yola girmeseydi, bugün bu kadar mesafe kat edilemezdi. Ancak o, tüm ahmakça saldırıları göze alarak, elini değil, bedenini taşın altına koydu. Unutulmasın ki; Sayın Bahçeli bu sürece karşı çıksaydı, bugün oyları çok daha yüksek seviyelerde olabilirdi. Ama o, bedel ödemeyi göze alarak milli bir davaya omuz verdi.
İçerideki Uzantılar ve Seçim Stratejisi
Sürecin yavaş işlemesi, TBMM'deki komisyonun daha hızlı çalışması gerektiği eleştirilerini de beraberinde getiriyor. Meclis çatısı altında "Önder APO" sloganlarının atılması, bu sürecin ne denli sabote edilmeye çalışıldığının göstergesidir. Zafer Partisi, CHP ve İYİ Parti'nin yerli ve milli kaygılardan ziyade oy devşirme hesaplarıyla eleştiri dozajını artırması, Özgür Özel'in yurt dışındaki Türkiye karşıtı konuşmaları, bu sabotajın iç siyasetteki yansımalarıdır.
Kıbrıs: Yeni Cephe ve Tatar Vurgusu
Bu kapsamda, yarın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi kritik bir önem taşıyor. Güney'de İsrail ile iş birliği yapan terör yapılanmalarının oyunlarını bozmanın yolu, KKTC'de milli duruşun simgesi Ersin Tatar'ın yeniden seçilmesinden geçiyor. Her Kıbrıslı mücahit, bu gerçeği görmeli ve oyunu vatanseverlikten yana kullanmalıdır.
Sonuç: Sabır, Dikkat ve Birlik Zamanı
Evet, zor ve tarihi bir dönemden geçiyoruz. Terörsüz bir Türkiye hedefi, küresel güçlerin en değerli kozunu elinden alacak bir hamledir. Bu uğurda mücadele eden Devlet Bahçeli'ye yönelik saldırılar, onun ne kadar doğru bir iş yaptığının da kanıtıdır. Şimdi sabır, dikkat ve birlik zamanıdır. Yarının Türkiye'si için bu sınavdan hep birlikte zaferle çıkmalıyız.
Selam, dua ve bayrak ile kalın.



