Son yıllarda tarih üzerinden yürütülen sistemli bir algı operasyonu ile karşı karşıyayız. Belgesiz, kaynaksız, ilmî temelden yoksun iddialar; sosyal medyada slogan gibi dolaşıma sokuluyor. Bunlardan biri de Şah İsmail’in kimliği üzerinden yapılan kasıtlı çarpıtmalardır.
Açık ve net söylüyorum:
Şah İsmail Türk oğlu Türk’tür.
Aksini iddia edenler ya tarihi bilmez ya da bilerek çarpıtır.
Dil kimliğin aynasıdır
Tarihte bir şahsiyetin kimliği; bugünün etnik haritalarıyla değil, kendi bıraktığı belgelerle tespit edilir. Şah İsmail’in elimizde bizzat kendi kaleminden çıkmış eserleri vardır: Divan-ı Hatâî, nefesler, deyişler…
Bu eserlerin tamamı Türkçedir (Azeri Türkçesi).
Soruyorum:
Eğer Şah İsmail Kürtçe bir kelime kullandıysa, o kelime nerededir?
Hangi şiirde, hangi emirde, hangi nüshada, hangi satırda?
Cevap nettir: Yoktur.
Çünkü böyle bir kelime hiç var olmamıştır.
Ailesi de Türk’tür
Kimliği çarpıtmak isteyenler bu kez de “aile kökeni” üzerinden sis üretmeye çalışıyor. Oysa burada da tablo son derece açıktır.
Şah İsmail’in:
•Babası Şeyh Haydar,
•Dedesi Şeyh Cüneyd,
Türk (Türkmen) kökenlidir ve Türk aşiretleri üzerinde nüfuz sahibidir.
Annesi Alemşah (Halime Begüm) ise Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın kızıdır. Akkoyunlu Devleti, tartışmasız biçimde Oğuz/Türkmen Türk devletidir.
Yani Şah İsmail’in baba hattı da Türk’tür, anne hattı da Türk’tür.
Bu gerçeği inkâr edebilmek için belge değil, niyet gerekir.
“Coğrafyada doğdu” safsatası
Bir insanın doğduğu coğrafya, onun etnik ve kültürel kimliğini otomatik olarak belirlemez. Tarih boyunca nice hükümdar, yaşadığı coğrafyadan farklı bir dil ve kültür dünyasının temsilcisi olmuştur.
Tarihte esas ölçüt şudur:
•Yazdığı dil,
•Dayandığı askerî yapı,
•Hitap ettiği siyasî ve toplumsal zemin.
Şah İsmail’in dayandığı yapı Türk aşiretleridir.
Safevî Devleti’nin ordusu, sarayı ve siyasî dili Türkçedir.
Bugünün kimlik tartışmalarını geçmişe yamamak, bilim değil, ideolojik mühendisliktir.
Bilimle ideolojiyi ayıralım
Ortada:
•Metin yok,
•Belge yok,
•Akademik atıf yok;
ama yüksek sesle tekrar edilen iddialar var.
Bu bilim değildir.
Bu, tarihi siyasete ve kimlik mühendisliğine alet etme çabasıdır.
Tarihte kural basittir:
İddia eden ispatla yükümlüdür.
İspat yoksa iddia da yok hükmündedir.
Şah İsmail Kürtçe tek bir kelime kullandıysa; şiirini, satırını, nüshasını ve kelimenin kendisini göster — gösteremiyorsan sus.
Son söz
Şah İsmail’in dili Türkçedir.
Ailesi Türktür.
Siyasi ve askerî zemini Türktür.
Edebî mirası Türk edebiyatının ayrılmaz parçasıdır.
Bunun dışındaki her anlatı, tarihi değil, niyeti anlatır.
Tarih; sloganla, siyasi yaranmayla, sloganla, fondaşlarla değil, belgeyle (Kürtçe konuşup ,yazdığına dair) yazılır.
Yoksa gerisi “kel başa, şimşir tarak” olur



